HAY DEYİNCE SANATÇI HUY DEYİNCE ALAYLI


Uzun süredir yazmadığımı farkettim. Dedim bir şeyler çiziktireyim sol tarafa, öyle yazayım dedim. Gündem ile vıcık vıcık bir sohbet içerisindeydim günlerdir. Hem kendi gündemim hem de Türkiye ve dünyanın gündemi. Kendi gündemim kadar yoğundu Türkiye'nin başı. Benim başım ise kendi başım ve ruhum kadar yoğundu. Derken derken günler geçti efendim. Yer yer mutlu, yer yer gergin gergin gerim gerim de geçse, geçti gitti.
Neler mi yaptım? Bayram kutladım hem de inanılmaz bir biçimde. Kutladığım bayram, kurban bayramı değildi. Ziyadesiyle antipatiğim kurban olayına zaten. Kendi bayramımı aileminkiyle karıştırıp ortaya çok güzel bir harman çıkardım. Harmanlar heterojen olur ve güzel olur. Her renk bir arada özgür durur. Homojen karışımların renginden hiç hazetmem. Neyse efendim, hayatımın en mutlu günlerinden biriydi. Ne kurban vardı ne bir şey. Ama tüm aile vardı, likör vardı, neşe vardı, bayram yemeği vardı, gülücükler vardı.
Ertesi gün İstanbul'a gittim. Bu neşeli bayram gününden sonra aşık olduğum İstanbul biraz tatsız geldi nedense. Gönlümce gülemedim ama kendimce mutluluklar buldum. Sergi gezince mutlu oluyorum ben mesela. Olaylı Tophane galerilerini gördüm. Hasköy'de Koç Müzesi, bana büyüklüğüne karşın Ankara'dakini arattı açıkçası. Body Worlds, benim deyimimle "ceset müzesi" tek kelimeyle harikaydı ama ürperticiydi de. Sonra yeniden Ankara'ya dönüş, bilgisayar karşısı, gündem haşır neşirtileri.
Dün bir kitapçıda Norah Jones'un yeni albümünü duydum. Duyduğum kısımlarıyla oldukça hoşuma gitti. Olmuş dedim Norahcığım:) Aradaki albümlerini almadım da indirmedim de dedim, kusuruma bakmazsın artık dedim:)
Ankara'da iddialı bir moderne gittim. Önce mail attım sonra gittim hem de. Cermodern, çok beğendim. İbrahim Safi'nin Galata Kulesi tablosu ve Gencay Kasapçı ile Tülin Onat'ın soyut çalışmaları harikaydı. Bedri Baykam'ın denk geldiğim çalışmasından hiç mutluluk duymadım.
Ben de soldaki resmi karaladım.
Neler mi planladım? Ohoo saysam fevkalade iri bir cisim meydana çıkar. Ama bu cismin içi biraz da boş olur. Dayandığı yer yok olur. Kafam patlayacak neler yapabilirimi yılmadan düşünmekten. İcraat tuşuma basılsın istiyorum. Hayır, aslında ben var olanlardan tercih yapmak istemiyorum. Var olanlara uyuz oluyorum hatta. Yeniden yaratmak istiyorum. Yaratacağım birgün. Yaratma tuşum nerde? Yaratma tuşum??
Rubaileri okurken düşünüyorum. Çadırcı'nın yazdıkları içimi ısıtıyor, kafamı kaldırınca hemen yeniden üşüyorum.
"Arkadaş dünya için boş yere üzülme,
Şu hurda dünya için gereksiz yere üzülme.
Var olan zaten geçti, 'yok' da ortada yok,
Neşeli ol da, var için yok için üzülme."

Yorumlar

Popüler Yayınlar